7 Ocak 2017 Cumartesi

Âşıklar İçin İstiridye - Daisy Prescott | Kitap Yorumu


Merhaba!

    Tam anlamıyla kafa dağıtmak, mutlu olmak, ikinci şanslara inanmak ve hiçbir zaman umut etmeyi bırakmamayı hatırlamak için okunası bir kitap yorumuyla buradayım. Melisa Kesmez’in Bazen Bahar’ının ve Laini Taylor’ın Tanrı ve Canavarların Düşleri’nin beynimdeki edebi ve fantastik ağırlığını üzerimden bir nebze uzaklaştırmak için bir kitap okumak istemiştim ki Âşıklar İçin İstiridye kitaplıktan bana göz kırptı. Ah, böyle komplimanlara da hiç dayanamadığım için ben de onu kırmadım tabii! :D

  Hadi ama lütfen! Yoksa sizin kitaplarınız sizinle hiç flörtleşmiyor mu? Cidden inanmam!

  Şimdi bunca şamatadan sonra kitabın konusuna geçebilirim sanırım. Başkarakterimiz Maggie Marrion bir gurme. (Aa bilin bakalım kitap beni tam olarak hangi nedenden çekmiş? :D) Kötü geçen birkaç seneyi arkada bırakmaya çalışıyor ve “sahil kasabası” diye tabir ettiğimiz bir yerde yaşamaya başlıyor. Tabii aslında bu klasik her yerden uzaklaşma anlamında bir şehir değişikliği değil. Annesi hastayken ona bakmak için gidiyor ve o öldükten sonra da kalıyor. Üniversite mezuniyetinin 20. yılı yaklaşırken de adadaki evine en yakın dört arkadaşını davet ediyor. “20. yıl mı?!” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. :D Evet, başkarakterimiz kırklarında bir kadın. Ama emin olun bu ayrıntılar olmasa ne Maggie’nin ne de arkadaşlarının kırklarında olduğunu anlayamazsınız. Fazla mı neşeli ve enerjikler, fazla mı genç kalmışlar yoksa yazarın bir hatası mı söz konusu emin olamadığım bir kısım bu yaş mevzusu. Ya da şu anlık kırk bana biraz uzak durduğundan kitaptaki karakterlerin benim yaşıtlarım gibi davranmaları biraz değişik geldi. Ama inşallah hepimiz kırklarımızda böyle oluruz diyebilirim!


  Maggie’nin evine hafta sonunu geçirmek için davet ettiği bu dört arkadaşa dönelim. Öncelikle en eğlenceli iki kişiden bahsedeceğim: Quinn Dayton ve Selah Elmore! Her arkadaş grubunda olması gereken olmazsa olmaz kişiliklerden. Quinn eşcinsel ve Selah da yarı zamanlı bir erotik roman yazarı. Şimdi siz bu ikiliyi hayal edin ve kitabın komik olduğu konusunda şimdiden anlaşalım. Diğer iki arkadaş Ben ve Jo ise bu arkadaş grubundaki üniversite tanışıp evlenen ve üç çocuğa sahip olan çift.

  Bir de Maggie’nin yakışıklı mı yakışıklı bir karşı komşusu var!


  Ama durun! Yanlış alarm! Erkek başkarakterimiz o değil! İlk sahnelerde benim de gözüme çok olası görünmesine rağmen, değil. :D John otuzlarında, yani Maggie’den on yaş kadar küçük. Belki de ben bu yüzden olası görmüştüm çünkü ilgi çekici olabileceğini düşünmüştüm. Lakin Maggie’nin iyi arkadaşlarıyla sevgili olup o arkadaşlığı bozmamak şeklinde kesin gibi görünen kuralları var. Bu kısmı iyi hatırlayın! Geri döneceğim. :D

  Şimdi bu kadar anlattım ama erkek başkarakter nerede diyoruz hepimiz değil mi? Şimdi başa bir dönelim. Hani size Maggie’nin en yakın dört arkadaşı demiştim ya. İşte orada minik bir problem var. Çünkü Maggie’nin üniversite zamanında en yakın beş arkadaşı var!

  Ding ding! Her şey yerine oturdu mu?

  Bir de şu iyi iletişimde olduğu arkadaşlarıyla sevgili olmama muhabbetini hatırlayalım!

  Birleştirildi mi olaylar? Her şey tamam mı? Eh, dahasını da ben anlatmayayım artık. Okuyunca öğrenirsiniz! :D


  Tüm bunların üzerine kitabı çok çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim maalesef. Güzeldi diyebilirim yalnızca. Ama çok eğlenceli olduğunu da söylemeden geçmemem gerekir. Böyle kopmamış bir arkadaş grubu çok imrenilesi geldi açıkçası. O arkadaş grubu havası müthişti, Maggie’nin adadaki yaşantısı ve gurme olması harikaydı. Bunlar tamamen özenerek okuduğum kısımlardı. Biraz da Friends havasındaydı. Tabii Friends’in mükemmelliğinin yanında kitap biraz sönük kalır ama diziyi seviyorsanız kitabı da sevebilirsiniz gibi geldi bana.

  Aa hiç hatırlatmıyorsunuz! Bu kızın bir evcil hayvanı sahiplenmiş olması gerekmez mi sizce? Tabii ki gerekir. Türünü kendisinin de pek bilmediği tatlı bir köpeği var. Hadi adını tahmin edelim… Karakterimiz gurme demiştim, tatlılara da inanılmaz düşkün, yemekle yaşıyor falan. Zor bir tahmin olmayacak inanın, bulabilirsiniz!

  Tamam, ben söyleyeyim: Bisküvi!

  Çok zor bir tahmin olmayacağını söylemiştim! :D


  Bu şamatadan sonra Maggie’nin en başta tatlı mı tatlı, sonlara doğru da saçını başını yoldurası bir karaktere büründüğünü söylemeden geçmemeliyim. Hani yaş problemi de orada biraz daha gözüme battı aslında. Ben de mi problem bilmiyorum ama kırk yaşında birinin daha ne istediğini bilen birisi olması gerekmez mi? Yoksa akıl yaşta değil baştadır mı demek gerekir? Bilemiyorum. Her iki türlü de sonlara doğru “Sallan ve kendine gel Maggie!” demedim desem yalan olur.

  Uzun lafın kısası gününüzü renklendirmek, zihninizi boşaltmak ve türevleri sebeplerle okumaya fırsat verebileceğiniz bir kitaptı.

  Son olarak, siz ne dersiniz: İstiridyeler âşıklar için mi? 

***
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder