20 Eylül 2016 Salı

Gençlik Hatırası & Acıtan Peri Masalları - Ece Altınkaya | Kitap Yorumu


Merhaba! :)

  İlk kitap yorumumla -aslında aynı anda iki kitap yorumu olacak- burada olmaktan yine fazlasıyla heyecanlıyım. Blog için olan bu heyecanım bir ara bitecek mi gerçekten bilmiyorum.

  
  Ece Altınkaya’nın kitaplarıyla ve kendisiyle bu sene tanıştım ve seri ile ilgili abartısız söyleyebileceğim tek şey: Âşık oldum! Evet, bu gerçekten abartı katılmamış hali. Yıl sonunda 2016’nın enleri üzerine bir yazı yazarsam ki yazmak istiyorum, bu seri kesinlikle ilk sıralarda yer alacak. Ayrıca yalnızca 2016 enlerimde değil, genel olarak da okuduğum en güzel kitapların arasındalar, bunu da belirtmek isterim.


  Hala okumayan, duymayan, görüp alıp almamak da kararsız kalan herkesi elinden tutup kitapçıya sokmama sebep olacak bu seriyi “Okuyun, okuyun, okuyun!” diyerek yorumlara geçiyorum! :D

Gençlik Hatırası - Ece Altınkaya (Hatıralar Serisi #1)


"Kelebeklere özenme, onların ömrü bir gün diyorlar. Kim biliyor ki, bizim ömrümüz ne kadar? Onlar en azından bir gün de olsa, kelebek gibi yaşıyorlar.”

  Hatıralar Serisi’nin bu ilk kitabı Gençlik Hatırası, bize başkarakterimiz Gülperi’nin kendi ağzından 1996’dan 2003’e kadarki bir gençlik hatırasını anlatıyor. Ece Altınkaya bize kitabın ilk satırından hatta kitap kapağından itibaren bir masal anlatma sözü veriyor. Fakat bu masal bizim o bildiğimiz mutluluk masallarından biri değil. İlk sayfadan itibaren sizi içinize çeken ve ağlamanıza çeyrek kala devam eden bir masal.

  Kitap boyunca tam anlamıyla şu moddaydım:


  Gençlik Hatırası anlatılacak değil, okuyup hissedilecek bir kitap aslında. Buna rağmen ben kendimi ifade etmeyi deneyeceğim. :) Kitabımızın ana karakteri Gülperi, fazlasıyla naif ve kendini henüz keşfedememiş bir lise öğrencisi. Ailesinin ona sunduğu çerçeveden çıkamamış genç bir kız. Fakat bir okul çıkışında hayatının tüm o monotonluğunu alt üst edecek bir ateşle karşılaşıyor ve işler tam da bu noktada değişiyor.

  Kitaptaki diğer başkarakterimiz, gönlümüze daha ilk saniyeden oturan bir Ateş Ateşdağlı’mız söz konusu. İsmi bile çok fazla şeyi ele vermiyor mu? Genç, asi, motosikletli bir kara melek o. Okuyucuyu bile harekete geçiren bu karakter Gülperi’yi de kendi ateşinin içine alıyor tabiiki.


  Aşktan kavrulan bu iki genci hiç de kolay bir yol beklemiyor. Önlerinde hem dönemin şartları hem de aileleri gibi pek çok zorlu engel var. Ki üç kitaplık bir serinin ilk kitabında işler hemen yoluna girmiyor. Maalesef bu iki güzel yüreği çok zorlu bir süreç bekliyor.

 Kitap Gülperi’nin -Ateş’in deyişiyle Peri Kızı’nın- ağzından anlatılıyor ve bu karakterin tüm duygularını yazarın da usta kalemi sayesinde fazlasıyla hissediyorsunuz. Kitaptaki her bir cümle okuyucunun yüreğine işleyecek bir yetide. Kitabın diliyle ilgili şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Ece Altınkaya’nın kesinlikle gözyaşı kokan bir kalemi var. Her sayfayı ağlama potansiyeliyle çevirdim ve son sayfalarda da o gözyaşlarına hakim olamadım zaten. Hayatımda okuduğum en zor son on beş sayfaydı büyük ihtimalle. Çünkü hiç on beş sayfa bir saat kadar bir zamanda okunur mu? Kelimeler boğazınıza dizildiğinde okunuyormuş meğer. Nefes ala ala, kitabı elimden bıraka bıraka, gözyaşlarım sicim gibi akarken bitti kitap. Kitap okurken ağlamak benim için çok çok zor bir şey değil kabul ediyorum ama hiç bu kadar içime oturan bir kitap olmamıştı herhalde. 

  Kitabın sonlarına doğru ben:




  Bu güzel kitaba 90’ların güzel şarkıları ve çok güzel şiirler de eşlik ediyor ve bunlar yazarın kalemiyle buluştuğunda da ortaya daha da mükemmelleşmiş bir kitap çıkıyor.


“Ateş Böceği; kendimi tutsak, seni azat ettim.”

  Son olarak Gençlik Hatırası’yla ilgili söyleyebileceğim tek şey, lütfen Ece Altınkaya’nın size Peri Kızı ve Ateş Böceği hikayesini anlatmasına izin verin çünkü mükemmel ötesi anlatıyor!

Acıtan Peri Masalları - Ece Altınkaya (Hatıralar Serisi #2)


“İki ayrı yolda birbiri için atan, birer yarım kalptik biz...”

  İlk kitabın kesinlikle insanın içine oturan ve bence hatırladıkça gözleri sulandıran bir sonu olmasına karşın Acıtan Peri Masalları geneli itibariyle ilk kitaptan daha çok dram barındırıyor. Bunun etkisiyle kitabı bir bırakıp bir elime aldım ki buna rağmen iki günde bitti. Kitap sihirli bir şekilde akıp gidiyor ve duyguları içinizde hissettirecek bu hüzünlü kalem sizi yerle bir etmekten geri kalmıyor.

  Gülperi kalbinde hala ilk günkü tazeliğini koruyan ilk aşkının sancısıyla hayatına devam etmeye çalışırken kaderin onun için daha farklı planları var. “Nefes almak mıydı yaşamak, yoksa nefes aldığını anlamak mıydı? Yaşamı asıl anlamladıran aldığın nefesi kiminle paylaştığın mıydı?” Gülperi bu cevapları ararken sizde ona bu hüzünlü sayfalarda eşlik ediyor ve belki de bir nebze onun burukluğunu paylaşıyorsunuz. Ve Ateş’le karşılaştığı her seferde nefeslerinizi tutup bu acılı aşıklara kalpten bir mutluluk diliyorsunuz.


  Bu kitapta başkarakterlerimiz Gülperi ve Ateş’in yanında birçok karakterle daha tanışıyoruz. Fakat bu iki aşık yüreğin bir türlü mutlu olduğunu göremiyoruz. “İnsan nasıl bu kadar sever ve bu kadar acı çeker?” sorularını sorgulatıyor bu kitap. Ah, ayrıca kesinlikle nefret edeceğiniz bir karakterle de karşılaşıyorsunuz! Kesinlikle birçok duyguyu sonuna kadar yaşatıyor bu seri.


“Keşke her köşeyi döndüğümde, sana çıksa hayatım yeniden. Ve her seferinde sen çarpsan... Kalbim yerine göğsümde.”

  İlk kitapta her ne kadar empati yapmaya çalışsam da Peri’yi çok sevememiştim açıkçası. Ama bu kitapta biraz daha sevdim ve muhtemelen üçüncü kitap da daha çok seveceğim. Ki benim bu sevme orantım Peri’nin büyümesi ve ayaklarının üzerinde duran bir kadın olmasıyla da muhtemelen orantılı. 

 

“Söyle bana, ben seni sevmekten başka ne yaptım? Günahım sana aşık olmak mıydı?”

  Yine bu kitapta da o güzelim şarkılar ve şiirler yazarın kalemiyle birlikte eşlik ediyor okuyucuya. İlk kitaptan aşina olunan yazarın bu güzel kurgusu ve kalemi etkisini son gaz sürdürüyor. Bu dram yüklü serinin üzerine çıkabilecek bir kitap bulmak eminim çok zor olacaktır.


"Sen hayatımdan gittikten sonra yaşam, senin olduğun noktada dondu, hiç ilerlemiyor. Ve seni, ben hep rüyalarımda görmeye devam ediyorum. Bu belki bir rüya ama inan bana, bu dediklerimi rüyandaki adam değil, ben söylüyorum sana, senin bilinçaltın değil. Ben... Belki diyorum bir gün seninle aynı rüyayı görür ve o rüyada birlikte oluruz. Sana, seni ne kadar çok sevdiğimi söylerim."

  Son sayfayı da çevirdiğimde beynimde yankılanan “Her masal mutlu bir sonu hak eder...” cümlesiyle, okuyan herkesin yüreğinin bir köşesinden silinmeyecek bu Peri ve Ateş çiftini mutlu görebilmek için bir an önce “Yalan Gerçek Aşk”a kavuşabilmeyi diliyorum!


  Dram okumayı sevmeyen bana, dramı sonuna kadar hissettirip seriye aşık olmamı sağlayan harika yazarın bugün doğum günüymüş. Bu güzel kalemden hiçbir zaman mahrum kalmamak dileğiyle, iyi ki doğdun Ece Altınkaya! 😍❤️❤️ 

  Ece Altınkaya'nın da imzalarken yazdığı gibi hayatınız boyunca tüm masallarınızın mutlu bitmesi dileğiyle, yeni yazıda görüşmek üzere! ❤️



2 yorum:

  1. Merhaba bu seri uzun zamandır elimde yazını okuduktan sonra elim gitse de vazgeçmedim geçiyorum hep nasıl yapmalı okumaya başlasam hen biter mi ?

    YanıtlaSil
  2. Benim için kesinlikle çok sürükleyici bir seriydi. Bence bir gayretle başlarsan mutlaka devamını bir an önce okumak istersin, çabucak bitirirsin. :) Hatta ben kesinlikle bir kış kitabı, serisi olduğunu düşündüğümden hazır havalarda ortadayken hemen başlamanı öneririm. :)

    YanıtlaSil