27 Eylül 2016 Salı

Kül - Shani Petroff&Darci Manley | Kitap Yorumu


Kapağıyla aşk yaşadığım Kül'ün yorumuna buradan bakabilirsiniz! :) 

“Kaderin armağanı, tehlikeli bir sorumluluktur. Geleceğin gücüyle birlikte gelir.”

20 Eylül 2016 Salı

Gençlik Hatırası & Acıtan Peri Masalları - Ece Altınkaya | Kitap Yorumu


Merhaba! :)

  İlk kitap yorumumla -aslında aynı anda iki kitap yorumu olacak- burada olmaktan yine fazlasıyla heyecanlıyım. Blog için olan bu heyecanım bir ara bitecek mi gerçekten bilmiyorum.

  
  Ece Altınkaya’nın kitaplarıyla ve kendisiyle bu sene tanıştım ve seri ile ilgili abartısız söyleyebileceğim tek şey: Âşık oldum! Evet, bu gerçekten abartı katılmamış hali. Yıl sonunda 2016’nın enleri üzerine bir yazı yazarsam ki yazmak istiyorum, bu seri kesinlikle ilk sıralarda yer alacak. Ayrıca yalnızca 2016 enlerimde değil, genel olarak da okuduğum en güzel kitapların arasındalar, bunu da belirtmek isterim.


  Hala okumayan, duymayan, görüp alıp almamak da kararsız kalan herkesi elinden tutup kitapçıya sokmama sebep olacak bu seriyi “Okuyun, okuyun, okuyun!” diyerek yorumlara geçiyorum! :D

Gençlik Hatırası - Ece Altınkaya (Hatıralar Serisi #1)


"Kelebeklere özenme, onların ömrü bir gün diyorlar. Kim biliyor ki, bizim ömrümüz ne kadar? Onlar en azından bir gün de olsa, kelebek gibi yaşıyorlar.”

  Hatıralar Serisi’nin bu ilk kitabı Gençlik Hatırası, bize başkarakterimiz Gülperi’nin kendi ağzından 1996’dan 2003’e kadarki bir gençlik hatırasını anlatıyor. Ece Altınkaya bize kitabın ilk satırından hatta kitap kapağından itibaren bir masal anlatma sözü veriyor. Fakat bu masal bizim o bildiğimiz mutluluk masallarından biri değil. İlk sayfadan itibaren sizi içinize çeken ve ağlamanıza çeyrek kala devam eden bir masal.

  Kitap boyunca tam anlamıyla şu moddaydım:


  Gençlik Hatırası anlatılacak değil, okuyup hissedilecek bir kitap aslında. Buna rağmen ben kendimi ifade etmeyi deneyeceğim. :) Kitabımızın ana karakteri Gülperi, fazlasıyla naif ve kendini henüz keşfedememiş bir lise öğrencisi. Ailesinin ona sunduğu çerçeveden çıkamamış genç bir kız. Fakat bir okul çıkışında hayatının tüm o monotonluğunu alt üst edecek bir ateşle karşılaşıyor ve işler tam da bu noktada değişiyor.

  Kitaptaki diğer başkarakterimiz, gönlümüze daha ilk saniyeden oturan bir Ateş Ateşdağlı’mız söz konusu. İsmi bile çok fazla şeyi ele vermiyor mu? Genç, asi, motosikletli bir kara melek o. Okuyucuyu bile harekete geçiren bu karakter Gülperi’yi de kendi ateşinin içine alıyor tabiiki.


  Aşktan kavrulan bu iki genci hiç de kolay bir yol beklemiyor. Önlerinde hem dönemin şartları hem de aileleri gibi pek çok zorlu engel var. Ki üç kitaplık bir serinin ilk kitabında işler hemen yoluna girmiyor. Maalesef bu iki güzel yüreği çok zorlu bir süreç bekliyor.

 Kitap Gülperi’nin -Ateş’in deyişiyle Peri Kızı’nın- ağzından anlatılıyor ve bu karakterin tüm duygularını yazarın da usta kalemi sayesinde fazlasıyla hissediyorsunuz. Kitaptaki her bir cümle okuyucunun yüreğine işleyecek bir yetide. Kitabın diliyle ilgili şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Ece Altınkaya’nın kesinlikle gözyaşı kokan bir kalemi var. Her sayfayı ağlama potansiyeliyle çevirdim ve son sayfalarda da o gözyaşlarına hakim olamadım zaten. Hayatımda okuduğum en zor son on beş sayfaydı büyük ihtimalle. Çünkü hiç on beş sayfa bir saat kadar bir zamanda okunur mu? Kelimeler boğazınıza dizildiğinde okunuyormuş meğer. Nefes ala ala, kitabı elimden bıraka bıraka, gözyaşlarım sicim gibi akarken bitti kitap. Kitap okurken ağlamak benim için çok çok zor bir şey değil kabul ediyorum ama hiç bu kadar içime oturan bir kitap olmamıştı herhalde. 

  Kitabın sonlarına doğru ben:




  Bu güzel kitaba 90’ların güzel şarkıları ve çok güzel şiirler de eşlik ediyor ve bunlar yazarın kalemiyle buluştuğunda da ortaya daha da mükemmelleşmiş bir kitap çıkıyor.


“Ateş Böceği; kendimi tutsak, seni azat ettim.”

  Son olarak Gençlik Hatırası’yla ilgili söyleyebileceğim tek şey, lütfen Ece Altınkaya’nın size Peri Kızı ve Ateş Böceği hikayesini anlatmasına izin verin çünkü mükemmel ötesi anlatıyor!

Acıtan Peri Masalları - Ece Altınkaya (Hatıralar Serisi #2)


“İki ayrı yolda birbiri için atan, birer yarım kalptik biz...”

  İlk kitabın kesinlikle insanın içine oturan ve bence hatırladıkça gözleri sulandıran bir sonu olmasına karşın Acıtan Peri Masalları geneli itibariyle ilk kitaptan daha çok dram barındırıyor. Bunun etkisiyle kitabı bir bırakıp bir elime aldım ki buna rağmen iki günde bitti. Kitap sihirli bir şekilde akıp gidiyor ve duyguları içinizde hissettirecek bu hüzünlü kalem sizi yerle bir etmekten geri kalmıyor.

  Gülperi kalbinde hala ilk günkü tazeliğini koruyan ilk aşkının sancısıyla hayatına devam etmeye çalışırken kaderin onun için daha farklı planları var. “Nefes almak mıydı yaşamak, yoksa nefes aldığını anlamak mıydı? Yaşamı asıl anlamladıran aldığın nefesi kiminle paylaştığın mıydı?” Gülperi bu cevapları ararken sizde ona bu hüzünlü sayfalarda eşlik ediyor ve belki de bir nebze onun burukluğunu paylaşıyorsunuz. Ve Ateş’le karşılaştığı her seferde nefeslerinizi tutup bu acılı aşıklara kalpten bir mutluluk diliyorsunuz.


  Bu kitapta başkarakterlerimiz Gülperi ve Ateş’in yanında birçok karakterle daha tanışıyoruz. Fakat bu iki aşık yüreğin bir türlü mutlu olduğunu göremiyoruz. “İnsan nasıl bu kadar sever ve bu kadar acı çeker?” sorularını sorgulatıyor bu kitap. Ah, ayrıca kesinlikle nefret edeceğiniz bir karakterle de karşılaşıyorsunuz! Kesinlikle birçok duyguyu sonuna kadar yaşatıyor bu seri.


“Keşke her köşeyi döndüğümde, sana çıksa hayatım yeniden. Ve her seferinde sen çarpsan... Kalbim yerine göğsümde.”

  İlk kitapta her ne kadar empati yapmaya çalışsam da Peri’yi çok sevememiştim açıkçası. Ama bu kitapta biraz daha sevdim ve muhtemelen üçüncü kitap da daha çok seveceğim. Ki benim bu sevme orantım Peri’nin büyümesi ve ayaklarının üzerinde duran bir kadın olmasıyla da muhtemelen orantılı. 

 

“Söyle bana, ben seni sevmekten başka ne yaptım? Günahım sana aşık olmak mıydı?”

  Yine bu kitapta da o güzelim şarkılar ve şiirler yazarın kalemiyle birlikte eşlik ediyor okuyucuya. İlk kitaptan aşina olunan yazarın bu güzel kurgusu ve kalemi etkisini son gaz sürdürüyor. Bu dram yüklü serinin üzerine çıkabilecek bir kitap bulmak eminim çok zor olacaktır.


"Sen hayatımdan gittikten sonra yaşam, senin olduğun noktada dondu, hiç ilerlemiyor. Ve seni, ben hep rüyalarımda görmeye devam ediyorum. Bu belki bir rüya ama inan bana, bu dediklerimi rüyandaki adam değil, ben söylüyorum sana, senin bilinçaltın değil. Ben... Belki diyorum bir gün seninle aynı rüyayı görür ve o rüyada birlikte oluruz. Sana, seni ne kadar çok sevdiğimi söylerim."

  Son sayfayı da çevirdiğimde beynimde yankılanan “Her masal mutlu bir sonu hak eder...” cümlesiyle, okuyan herkesin yüreğinin bir köşesinden silinmeyecek bu Peri ve Ateş çiftini mutlu görebilmek için bir an önce “Yalan Gerçek Aşk”a kavuşabilmeyi diliyorum!


  Dram okumayı sevmeyen bana, dramı sonuna kadar hissettirip seriye aşık olmamı sağlayan harika yazarın bugün doğum günüymüş. Bu güzel kalemden hiçbir zaman mahrum kalmamak dileğiyle, iyi ki doğdun Ece Altınkaya! 😍❤️❤️ 

  Ece Altınkaya'nın da imzalarken yazdığı gibi hayatınız boyunca tüm masallarınızın mutlu bitmesi dileğiyle, yeni yazıda görüşmek üzere! ❤️



16 Eylül 2016 Cuma

Bu Yazın Enleri

Merhaba! :)




  Dedim ki madem yaz sonu açtım bloğu, sitenin açılışını yaz favorilerini içeren bir yazıyla yapmış olayım. Bloglarda görüp beğendiğim bu kategorileri de cevaplayıp sizle paylaşmak istedim. :)

   1) Bu yaz okuduğun en güzel kitap:


  Kupa Altılısı ve Güz Fırtınası’na inanılmaz derecede bayılmış olsam da favorim olarak Ruhumdaki Canavar’ı seçeceğim. Evet, baya geç oldu ama ancak üçüncü kitabın olduğunu duyunca Vitale’den ayrılmayı göze alabildim. :D

  2) Bu yaz keşfedip okuduğun en güzel kitap: Hiçbir beklentim olmadan alıp çok beğendiğim Kayısı Öpücükleri'ni söyleyeceğim bu kategori için. Kayısı Öpücükleri kitap yorumuma buradan ulaşabilirsiniz! :)

  3) Bu yaz okuduğun ve sana en büyük hayal kırıklığını yaşatan kitap:


  Fatma Erdek kitaplarını seven çok fazla insan var biliyorum ama maalesef bu kategoriye tartışmasız Ben O Değilim’i yazacağım. Ben O Değilim kitap yorumuma buradan ulaşabilirsiniz! :)

  4) Bu yaz izlediğin en güzel üç film: Açıkçası bu yaz çok film izlemediğimi fark ettim. Benim için daha çok yabancı dizi ağırlıklı bir yaz oldu. Friends ve Once Upon A Time’ı izleyip niye daha önce izlememişim dedim. :D Film olarak da klasik romantik komedilerden farklı ve güzel olduğundan How To Be Single diyorum.

  5) Bu yaz dinlediğin en güzel şarkı: Özellikle bir şarkı dinlemedim, kulağıma ne çalındıysa onu dinledim açıkçası. Öyle havalı ve bilinmedik bir yabancı şarkı eklemek isterdim buraya ama samimi olmak gerekirse en çok Ayşegül Aldinç’in Durum Leyla şarkısını dinlemişimdir. :D

  6) Bu yazı bir kelime ile tarif et: Beklenmedik! Aklımın bir köşesinde olmasına rağmen bir türlü yapacağıma inanmadığım bu bloğu açmak mesela. Ki bunun için Nurdan Keleş’e ayrıca çok teşekkür ediyorum. :D O benim aklıma girmeseydi sanmıyorum ki cesaret edebileyim. Yine kahvekadinkitap.com'da yazmaya başlamam da baya beklenmedik oldu. Evet, bu yaz benim için kesinlikle sıradan başlayıp beklenmedik bir şekilde bitti!

  Sizin bu yaz favorileriniz neydi? Özellikle kitap favorilerinizi benimle paylaşırsanız inanılmaz mutlu olurum! Bir sonraki yazıda görüşmek üzere! :)



12 Eylül 2016 Pazartesi

Yüzleşme - Calia Read | Kitap Yorumu



  Calia Read'in ilk kitabı kadar şok edici sonla bitirdiği Yüzleşme'nin yorumuna buradan bakabilirsiniz! :)

"Sevilmeye layık olmadığını düşünüyorsun ve benim de aynı şeye inanmamı bekliyorsun ama bunu yapamam. Sen farklı bir sanat eserisin Victoria. Ruhunun dikişleri eğri büğrü ve kenarları yıpranmış. Ama sen böyle yaratılmışsın ve bence bu, şimdiye dek gördüğüm en güzel şey.”

9 Eylül 2016 Cuma

  Merhaba, ben Nil Meltem!

  1995 doğumlu bir Türk dili ve edebiyatı öğrencisiyim. Aynı zamanda içimdeki psikoloji açlığını bir nebze olsa da bastırmak için açıktan sosyoloji okumaktayım. Psikoloji bölümünü tutturamadığımı gördüğüm saniye itibariyle kendimi editörlük hayalinin içine attım. Edebiyat öğrencisi bile olsanız maalesef ki Türkiye’de “editör” yetiştiren bir bölümün söz konusu olmadığını geç de olsa fark ettim. Ben de bunun üzerine Instagram’ımdaki küçük çaplı kitap yorumlarımı bir blog sayfasına taşımaya karar verdim. Bu blog sayfasında benimle beraber olursanız inanılmaz mutlu olacağım!

  Ben alfa karaktere aşık, fantastik dünyaların içinde yaşamakla beraber onları yazan kişilerden de olmayı çok isteyen, favori kitap türü muhtemelen polisiye olan, kitaplar hakkında dedikodu yapmayı inanılmaz seven, Instagram için kitap fotoğrafları çekmekten garip bir şekilde fazlasıyla zevk alan, sonu editörlük olmazsa tarif edilemez bir hayal kırıklığı yaşayacak olan çiçeği burnunda bir morsever bloggerım.

  Blogla ilgili bütün soru, görüş ve önerilerinizi bekliyorum. “O kitabı nasıl beğenirsin?” ya da “O kitabı beğendiysen mutlaka bunu da okumalısın!” diye düşündüğünüz her şeyi benimle paylaşabilirsiniz. Blog aleminde çok yeni olduğum için muhtemelen siz benden daha çok şey biliyorsunuz, lütfen bunları benden esirgemeyin! :D Blog dışında da bölümüm olabilir, tamamen farklı bir konuda da olabilir bana yazmaktan çekinmeyin. :)

  Kitap yorumlarım, arada dizi-film-tiyatro yorumlarım ve yapanları gördüğümde çok özendiğim tag yazılarıyla artık ben de buralardayım!

 İletişim: nilmelteem@gmail.com

Youtube: https://www.youtube.com/watch?v=VZsLhoEFEFw

  Ayrıca buradaki kitap yorumlarıma bakabilirsiniz: http://kahvekadinkitap.com/author/nilmeltemnisanci/